bitkisepeti.com
Bitkilerin Hazırlanması
Şifalı Bitkilerin Kullanımı
A'dan Z'ye Bitki
Bitkilerin Tarihi

ANTİOKSİDANLAR

 Antioksidan Formül, Alfalfa özsu konsantresi ve buğday filizi konsantresi' nden oluşan bir bitkisel komplekstir. Ayrıca, bitkisel kompleks içerisinde; Vitamin A (Beta karoten), Vitamin C, Vitamin E, selenyum, çinko ve kalsiyum (askorbat) mineralleri de bulunur. Ürünü oluşturan doğal bitki özleri, vitaminler ve mineraller antioksidan etkileri bilinen ve bu amaç için kullanılan özel maddelerdir. Beta Karoten, oksijen molekülünden serbest radikallerin oluşumunu önler. Yağda çözünen Vitamin E, antioksidan bir enzim gibi çalışıp hücre zarının parçalanmasına engel olur. Selenyum, peroksit olarak isimlendirilen serbest radikalleri çoklu-doymamış yağlara dönüştüren ve antioksidan etkili bir enzimdir. Suda çözünen Vitamin C, hücrelerdeki zararlı reaksiyonların oluşmasını engeller. Bu yolla antioksidan gıdalar; kalp hastalıklarına, kalp krizine, kansere ve erken yaşlanmaya karşı etkili bir koruyucu olarak görev yaparlar. 

 

Antioksidanlar; yaşlanma etkilerini azaltır ve her zaman  genç ve dinç görünmemize yardımcı olurlar. Bağ dokusunu güçlendirerek cilt sarkmasına engel olurlar. Kırışıklıklarla daha başlamadan başa çıkmak için oral kozmetik olarak kullanılır. Cildin elastik, yumuşak ve daha kırışıksız olmasına yardımcı olur. Kalp ve damar sistemindeki dokulara esneklik verir. Eklemlerde, bükülme zorluğuna karşı hareketleri kolaylaştırabilir. Bu ürünle alkol, sigara,  beslenme ve çevre şartlarından kaynaklanan zararlı maddelerle daha kolay savaşılır. Kanser gibi hastalıklara karşı  korunma sağlanabilir.  Antioksidanlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol veya kirli hava v.s ile  alınan zararlı maddeleri (serbest radikalleri) nötralize ederler (Etkisiz hale getirirler). Gıdaların üretimindeki değişik ve yapay işlemler nedeniyle de vücuda serbest radikal alımı artmış ve bunların reaksiyonu sonucu oluşan toksik maddeler vücudumuzda birikir hale gelmiştir. Vücudumuzda biriken toksinleri atmak ve onların zararlı etkilerinden kurtulmak için antioksidan besin alımını arttırmak gerekir. Böylece serbest radikallerin meydana getirdiği hücre tahribatı büyük ölçüde önlenmiş olur. Kişiler serbest radikallerden kaçamazlar, antioksidanlar Tanrı' nın bize sunduğu antidotlardır. Kişiler antioksidanlarla beslenerek serbest radikallerin zararlarını azaltabilirler.

  

Kullanım Önerisi: Antioksidan Formül, 500 mg' lık kapsüller halinde sunulmuş olup; ek gıda olarak yemeklerle birlikte günde 1-2 kez 1 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.

Ek Bilgi

ANTİOKSİDANLAR

Hastalık Karşıtı Beslenme:

    Antioksidanlar sadece gıdaların son kullanma tarihlerini uzatmakla kalmaz, aynı zamanda uzun yaşamayı ve sağlıklı kalmanızı da sağlar.

Serbest Radikaller, Kalp Hastalıkları, Kanser ve Yaşlanma:

    Antioksidanların öyküsü serbest radikallerle başlar. Bu yüksek aktiviteye sahip bileşikler (serbest radikaller), kirli havalarda, sigara dumanında, radyasyonda (ışınım), bitki koruma ilaçlarında, bozulmuş gıdalarda ve normal vücut metabolizmasında (metabolik süreçte) bulunurlar. Serbest radikaller vücuttaki hücrelere saldırır ve tahrip eder. İlk saldırıda öncelikli olarak yeni bir serbest radikal oluşur ve kontrol edilemeyen zincirleme bir reaksiyon başlar.

    Serbest radikaller, hücre zarındaki yağlardan birine saldırdığında yağ molekülü değişime uğrar. Bu değişim bitkisel yağların acılaşmasına sebep olan küçük bir değişikliktir. Yağlar vücutta değişime uğradığında; hücre zarının yapısı ve fonksiyonları zarara uğrar, hücre zarı gıdaların, oksijenin ve suyun uzun süreli olarak transferini yapamaz, harcanan ürünlerin atılmasını düzenleyemez. Serbest radikal saldırısının devamı; hücre zarının yapısında bulunan yağların parçalanmasına, bitki zarının yırtılmasına ve hücre bileşenlerinin dağılmasına sebep olur. Hücre içi bileşenlerin hücre dışına akması etraftaki dokulara da zarar verir. Serbest radikal saldırısı ve hücre zarının tahribatı "Yağların Oksidasyonu" veya "Oksidatif Zarar" olarak adlandırılır.

    Serbest radikallerin dokulardaki zararının,  damar sertliği (arteroskleroz) ve kalp hastalıklarının başlıca nedeni olduğu düşünülmektedir. Oksidatif zararla parçalanmış kan hücrelerinin (platelet olarak) arter (atardamar) duvarlarına yapışması ve kolesterolün yükselmesi atardamarlara zarar verir. Bu oluşumların tümü damar sertliğinin ilerlemesine sebep olur. Daha ileri safhalar ise; kardiyovasküler hastalıklar, kalp ile beyine giden kan ve oksijenin azalmasıdır. Oksijenden mahrum kalan dokular ; hastalığın gelişmesini hızlandıran ve kişilerin kalp krizi geçirme riskini arttıran serbest radikal etkisi gösterir. (Referans 1 ve 2)

    Serbest radikaller aynı zamanda ; hücrelerin genetik kodunu içinde taşıyan ; hücrenin üretimini ve büyümesini sağlayan nükleik asitlere (DNA) de etki eder. Hücreler genetik kodları değiştiğinde ölebilirler, çünkü ana hücreden gelen mesajı uzun süreli olarak okuyamazlar. Aşırı hücre ölümü erken yaşlanmaya yol açar ve öte yandan hücreler değişime uğrar, kanser ve benzeri hastalıkları destekleyen hücre dizinleri oluşur. (Referans 1)

    Hücredeki enerji üretim merkezi (mitokondri), serbest radikallerin saldırısı ile zedelenir. Bu merkezdeki oksidatif zarar enerji üretimi ve protein sentezinin durmasına sebep olur. Hücre, sadece bir kalıntı olarak yaşamaya devam eder ve yavaş yavaş ölür. Dokulardaki hücre yaşlanması; serbest radikallerin zararları sonucu dokuların erken yaşlanması ile oluşan hücre kalıntılarının çoğalmasıdır. (Referans 3)

Antioksidanlar: Vücudun Serbest Radikal Kontrol Sistemi:

    Vücudumuz serbest radikalleri tanıyan ve etkisiz hale getiren bir sisteme sahiptir. Bu sistem enzimler ile antioksidan olan pek çok vitamin ve minerali içerir. Antioksidan sistem; serbest radikalleri hücre zarına, nükleik asitlere (DNA) ve hücre bileşenlerine saldırmadan kendine çeker ve bağlar. 

   Antioksidan besinler; Beta karoten (Vitamin A), Vitamin C, Vitamin E, Selenyum ve Manganez içerir. Beta Karoten; oksijen molekülünden serbest radikallerin oluşumunu önler. Yağda çözünen Vitamin E; antioksidan bir enzim gibi çalışıp hücre zarının parçalanmasına engel olur. Selenyum; peroksit olarak isimlendirilen serbest radikalleri çoklu-doymamış yağlara dönüştüren ve antioksidan etkili bir enzimdir. Suda çözünen Vitamin C; hücrelerdeki zararlı reaksiyonların oluşmasını engeller. Bu yolla antioksidan gıdalar; kalp hastalıklarına, kalp krizine, kansere ve erken yaşlanmaya karşı etkili bir koruyucu olarak görev yaparlar. 

Antioksidanlar ve Yaşlanma:

    Antioksidan alımı sadece hastalıklardan korunmamızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda erken yaşlanmayı da önler. Antioksidan takviyesi yapılmış hayvanlardaki yaşam süresi, antioksidan takviyesi yapılmayanlara göre daha uzundur. Vitamin E ve Vitamin C yaşam süresini uzatan önemli vitaminlerdir. (Referans 4

    Kişiler serbest radikallerden kaçamazlar, antioksidanlar Tanrı' nın bize sunduğu antidotlardır. Kişiler antioksidanlarla beslenerek serbest radikallerin zararlarını azaltabilirler.

Kalsiyum (Askorbat)

    Gerçekte yaşlanmayla birlikte görülen pek çok dejeneratif hastalık eksik kalsiyum alımı ile ilişkilidir. Osteoporoz (En sık görülen metabolik kemik hastalığı) ve hipertansiyon yaşlılığın kaçınılmaz bir sonucudur. Şimdi bunların kalsiyumla olan ilişkileri kabul edilmiştir ve yüksek miktarlardaki kalsiyum alımı bunları önleyebilir. Kemikler  hareketsiz dokulardır, yaşam boyu değişmezler ve yenilenmezler. Kemikler, vücut kalsiyumunun %99'unu içermeleri ile vücudun kalsiyum deposu olma görevini üstlenirler ve kandaki kalsiyum oranı düştüğünde kemiklerden kana kalsiyum akışı başlar. Bu kaybedilen kalsiyum, kalsiyumca zengin besinlerin alımından sonra kan seviyesinde bu mineralin miktarı yükseldiğinden tekrar kandan emilerek kemiklere aktarılır. Büyüme dönemlerinde kemikler geliştiği için kalsiyumun depolanması, kana geçişinden daha fazladır. İyi beslenen sağlıklı yetişkinlerde kalsiyum kemiklerde depolanır ve kemikler güçlü, kuvvetli olur. Çocukluk dönemindeki en iyi öğüt belki de "Süt içmelisiniz" ibaresi olmuştur. Kalsiyum sadece gençler için önemli değil yetişkinler ve yaşlılar için de önemlidir. Kemiklerin ve kan damarlarının hayat boyu genç kalmasına yardımcı olur.

Referanslar:

1-Floyd R:Role of oxygen free radicals in carcinogenesis and brain ischemia. FASEB J 1990;4:2587-2597

2-McCord J:Oxygen derived free radicals in postischemic tissue injury.N Eng J Med 1985;312:159-163

3-Fleming J,Miguel J,Econımos A:Is cell aging caused by respiration dependent injury to the mitochondrial genome ? Gerontol 1982;28-44

4-Miguel J,Fleming J:Antioxidation,metabolic rate,and aging in Drosophila,Arch Geron Geriatr 1982;1-159